Bebek ve Hayat

HAYATA YOLCULUK

0-4 hafta (HAYATA YOLCULUK BAŞLIYOR)

5-8 hafta (KALBİM ATIYOR)

9-12 hafta (İNSANA BENZİYORUM)

13-16 hafta (OLGUNLAŞMAYA İLK ADIM)

17-20 hafta (YOLU YARILADIM)

21-24 hafta (SİZİ DUYUYORUM)

25-28 hafta (YAŞAM SINIRINI GEÇİYORUM)

29-32 hafta (HERŞEYİN FARKINDAYIM)

33-36 hafta (HAZIRLIKLARIMI TAMAMLIYORUM)

37-40 hafta (HAYATA MERHABA)

İŞTE HAYAT :)

Gebelik süresi 40 hafta (280 gün) olarak bilinir. Gerçekte ise bebeğinizin hayatla tanışmadan önce anne karnında geçirdiği süre 38 haftadır. Gebeliğin 40 hafta olarak değerlendirilmesinin nedeni başlangıç tarihi olarak son adet tarihinin ilk gününün hesaplanmasıdır. Aslında gebelik oluşumu yumurtlama döneminde yani son adet tarihinden 2 hafta sonra olur. Ama bu tarihi dökümante etmek her zaman mümkün olmadığından gebelik süresinin başlangıcı olarak son adet tarihi kullanılır.

0-4 hafta (HAYATA YOLCULUK BAŞLIYOR)

Annenin tohum hücresi (ovum ya da yumurta) 14. günde içinde bulunduğu yumurtalıktan atılır ve Fallop tüpleri tarafından yakalanarak tüpün içine taşınır. İşte bu doğru günlerde cinsel birleşme olursa erkeğin tohum hücresi yani sperm ile tüp içinde karşılaşır ve döllenme olur. Spermin genetik materyali ovumun içine aktarılır ve 2 ayrı hücrenin birleşimi olan tek yavru hücre (zigot) oluşur.

İşte hayatın başlangıcı….. (ilk gün ya da 2. hafta)

Tek hücre ile başlayan zigot bir yandan bölünerek hücre sayısını geometrik olarak artırırken (2, 4, 8, 16…. gibi) bir yandan da rahime doğru yol almaya başlar. Zigot rahim boşluğuna döllenmeden sonraki 5-6. günde gelir ve bu sırada hücre sayısı yüzden fazladır. Hücrelerin arasında bir boşluk da oluşmuştur ve bu dönemde zigot “blastokist” olarak adlandırılır. Blastokist rahim iç zarına yapışır ve buraya yuvalanır (implantasyon).

Yuvalanma başladıktan sonra blastokistteki hücrelerin bir kısmı embriyoyu oluştururken bir kısmı da plasentayı (halk arasında bilinen adıyla eş) oluşturur. Eş zamanlı olarak, plasenta ile rahim duvarı içindeki damarlar arasında anne ile bebek arasında alışverişi ve beslenmeyi sağlayacak olan bağlantı kurulur. Gebeliğin 3. haftasında embriyo ve anne arasındaki kan bağlantısı tamamlandığından gebelik hormonu olan beta hCG düşük düzeylerde de olsa anne kanında belirlenmeye başlar.

Gebeliğin 4. haftası yani döllenmeden itibaren 2. haftanın sonunda gebeliğin ilk belirtisi adet gecikmesi görülür. Ancak gebelerin yaklaşık 1/3 ünde bu dönemde hafif bir kanama olur (üste görme).


5-8 hafta (KALBİM ATIYOR)

Embriyoyu oluşturacak olan hücreler başlangıçta birbirine tamamen benzerken daha sonra bulundukları yere

 göre hücre grupları farklılaşmaya başlar. Ultrasonda henüz embriyo görünür boyutlarda değildir ama gebelik kesesi görülebilir. Bu dönemde farklılaşan hücreler organları oluşturmak üzere değişimlere başlar. Kan hücrelerinin ve damarlarının oluşumu da bu haftada başlar.

6. haftada ileride kalbi oluşturacak hücrelerde farklılaşma ile tüpe benzer bir ilkel kalp oluşur ve ilk kalp atışları başlar. Artık vajinal ultrasonografi ile bakıldığında embriyoyu ve hatta kalp atışlarını bile görebiliriz. 6. haftanın sonunda embriyo 4 mm olmuştur ve bir fasulye şeklindedir. Bebeği gebelik boyunca koruyacak olan içi su dolu amniyon kesesi de oluşmaya başlar.

7. haftada organ ve sistemlerde farklılaşmalar devam eder. Hemen hemen tüm sistemlerin taslakları belirir. Bu dönem organların gelişme dönemi (organogenez)olduğundan zararlı dış etkilere maruz kalındığında anormal gelişim ve sakatlık riski ortaya çıkar. Bu haftada dış görünümde göz ve ağız taslakları belirir. Kol ve bacak tomurcukları belirir. Belli belirsiz embriyonun ilk hareketleri bu hafta sonuna doğru ultrasonda görülebilir. Bu haftanın sonunda embriyonun baş-popo mesafesi artık 8 mm’dir.

8. haftada kulak taslakları belirir. Baş vücuda göre daha belirginleşir. Kol ve bacak tomurcuklarında parmaklar belirir. Karın duvarı gelişimini tamamlamadığından bağırsaklar vücut dışındadır. Hafta sona erdiğinde embriyo 12 mm olmuştur, ağırlığı ise 2 gramdır. Ultrasonda kalp atımları belirginleşmiştir.


9-12 hafta (İNSANA BENZİYORUM)

9. haftada organların farklılaşması giderek belirginleşir. Kemik ve kıkırdak oluşumları başlar. Kol ve bacak tomurcukları uzar. Dirsek ve diz belirlenmeye başlar. Göz ve kulak belirginleşir. Balığa benzer şekilde yanlarda olan gözler orta hatta doğru çekilir. İlk idrar üretilmeye başlar. Bu haftanın sonunda embriyo 18 mm’ye ulaşır.

10. haftada cinsiyet dıştan ayırt edilemez ama farklılaşma başlar. Bu hafta sonunda 30 mm olan embriyo giderek insan taslağına daha fazla benzemeye başlamıştır. Sinir sistemi olgunlaşmasında önemli bir adım beyin dalgaları üretilmeye başlar. Bağırsaklar karın içine çekilir. Ayak parmakları ve tırnaklar belirmeye başlar. Hareketler ultrasonda daha belirgin olarak izlenebilir. Bu hafta organogenez döneminin yani organların farklılaşma döneminin sonudur. Bundan sonra farklılaşma olmaz olgunlaşma dönemi başlar.

11. haftanın başlangıcı (ya da döllenmeden itibaren 9. haftadan itibaren artık embriyonel dönem biter ve fetal dönem başlar). Yani bu haftaya kadar embriyo olarak adlandırılan bebek bundan sonrafetus olarak adlandırılmaya başlar. Bu dönemde genital farklılaşma devam eder. Hafta bittiğinde fetus artık 50 mm olmuştur.

12. haftada fetusun yüz profili artık insan yüzüne benzer. Cinsiyet farklılaşması tamamen tamamlanmamış olmasına karşın ayırım edilebilecek düzeye gelir. Dişetlerinde süt dişlerinin yerleri belirginleşir. Bu haftaya kadar üst damak ağız içinde iki yanda iken orta hatta birleşmeye başlar. Bu döneme kadar olan problemlerde yarık damak dudak oluşabilir. Kulaklar hemen hemen oluşmuştur ama normal yerinden aşağıdadır. Ses telleri oluşumunu tamamlar. Bu dönemde organların fonksiyonları yerine oturmaya başlar. Safra salgısı, hormonların salgılanmaları, insülin salgısı az da olsa başlamıştır. Sinir sistemi olgunlaşması devam eder ve fetusta refleksler gelişir. Fetal kemiklerde kemikleşme odakları görülmeye başlar. Cilt ve tırnaklar gelişmiştir. Tek tük saç olabilir. Fetus bu haftanın sonunda 6-7 cm olur.

Bebek büyürken rahmi de büyütür ve bu haftadan itibaren rahim pelvisin üstüne çıkar yani karından basıldığında rahmi artık hissetmek mümkün olur.

 

13-16 hafta (OLGUNLAŞMAYA İLK ADIM)

13. hafta bitimi ile birlikte gebeliğin bir dönemi biter ve yeni bir dönemi başlar. Gebelik süreci 3 bölümde ya 3 trimesterde incelenir. Bu hafta sonunda 14. hafta ile birlikte 1. trimester biter ve 2. trimester başlar. Bu haftada organlar olgunlaşmalarına ve fetus büyümeye devam eder. Kulaklar normal pozisyonuna doğru hareketlenir. Bebeğin cinsiyeti de dıştan bakıldığında artık kolaylıkla saptanabilir. Bebeğin başı daha önceleri gövde ile bitişik gibi iken artık boyun belirmeye ve uzamaya başlar. Ultrason ile cinsiyeti görmek için erkendir, bazı bebeklerde özellikle erkek ise ve pozisyonu çok uygun ise görülebilir ama çoğunlukla ultrasonla bu haftada cinsiyet saptanamaz. Bu haftalarda çocuk ile anne arasında besin ve oksijen alışverişini sağlayan plasenta da artık tam anlamıyla oluşmuştur.

14. hafta ile birlikte 2. trimester başlar. İlk trimester organların oluşma ve gelişme dönemi iken, 2. trimester organların ve sistemlerin olgunlaştığı ve fonksiyonel hale geldikleri dönemdir.

Bu haftalarda bebeğin artık hayatı boyunca aynı kalacak parmak izi bile oluşmaya başlar. Bütün sistemler artık az ya da çok fonksiyon yapmaya başlarlar ancak tabii ki bu fonksiyonlar kısıtlıdır. Ultrason ile bakıldığında artık kol, bacak ve vücut hareketleri çok belirgindir. Solunum hareketleri de bu haftalarda başlar. Bu haftada fetus boyu artık 10 cm olur, ağırlığı da 25 gramdır.

15. haftada fetusta tüyler belirmeye başlar. Bu tüyler erişkin tüylerinden daha farklı, incedir ve lanugo olarak adlandırılır. Bu dönemde fetusun cildi ince ve hatta şeffaf gibidir ve cilt altı damarlar görülebilir. Bu haftada kemik ve kas dokusunun da gelişimi hızlanır. El ve ayak tırnaklarındaki uzama hızlanır. Bebek bu haftada bilinçli olmasa da refleks olarak emme hareketine başlar. Yeterince şanslı olunduğunda parmak emme hareketi ultrason ile görülebilir.

16. haftada artık göz ve kulaklar olması gereken lokalizasyona gelmişlerdir. Sistemlerin fonksiyonları daha da artar. Fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, sıvıya dökülen hücreler ve sindirim sisteminden salgılanan salgılar bir çeşit ilkel dışkı olan mekonyumu oluşturmaya başlamıştır. Sinirlerde sinir sistemi olgunlaşmasının en önemli adımlarından biri olan myelinizasyon yani sinirlerin myelin denilen madde ile kaplanması başlar. Göz kırpma refleksi, ışık refleksi gibi refleksler belirir. Ultrason ile bebeğin cinsiyeti bu haftada çoğu zaman rahatlıkla görülür ancak bazen pozisyonla ilgili özellikle kız bebeklerde görülmeme şansızlığı da olabilir. 16. haftanın sonunda baş-popo mesafesi 12 cm’dir ve bebek 110 gram ağırlığındadır.

 

17-20 hafta (YOLU YARILADIM)

Fetus artık hızlı büyüme evresine girer, cilt altında yağ depolanmaya başlar dolayısıyla bu zamana kadar yavaş artmış ağırlık lineer olarak artmaya başlar. Cilt altı yağ dokusunun artması nedeniyle cildin şeffaf görünümü kaybolmaya başlar. Bebek hareketleri belirginleşir ve artık anne tarafından hissedilmeye başlar. Ancak, bazı anneler özellikle ilk gebeliği olanlar 20-22. haftaya kadar hareketleri algılamayabilirler. Bebeğin 20-120 dk arasında değişen uyku ve uyanıklık periyotları olur. Uykuda olmadığı sürelerde çoğu anne tarafından hissedilmeyen 10-40 arasında hareket yapar. saatte  hareketleri uyku-uyanıklık durumuna göre değişebilir.

Fetus artık ellerini açıp kapayabilir. Bu haftalarda kemiklerde sertleşme devam eder. Ciltte “verniks” denilen krem şeklinde bir madde üretilmeye başlar. Bu madde fetusun yüzeyini kaplar ve uzun süre sıvı içinde kalmanın etkilerine karşı korur, ayrıca doğum sonrası ısı değişimlerine karşı da koruyucudur. Bu haftalarda kaşlar ortaya çıkmaya başlar. Lanugo adı verilen tüyler daha çok yüz ve boyun etrafında olmak üzere tüm vücudu kaplar. Kaşlar ve saçlar iyice belirginleşir.

20 haftanın doldurulmasıyla artık yol yarılanmıştır. Bu haftaya kadar olan gebelik kayıpları “düşük” olarak adlandırılırken 20. haftadan sonra “erken doğum” olarak adlandırılır.

Bu haftaya kadar sinir sistemi haricinde tüm sistemler olgunlaşmalarını büyük ölçüde tamamlamışlardır. Ancak, sinir sisteminin olgunlaşması daha uzun süreçlidir ve hatta doğumdan sonra 5 yaşına kadar devam eder. Bu dönemde sinir sisteminin olgunlaşması da hızlanır. Göz kırpma hareketleri belirginleşir. Koku, tat, işitme, görme ve dokunma duyuları iyice aktif olmaya başlar.

Kız bebeklerde yumurtalıklarda ilkel yumurta hücrelerinin oluşumu tamamlanır. Bundan sonra yeni yumurta hücresi oluşmaz. 20. haftaya kadar oluşan 6 milyon yumurta hücresinin büyük kısmı doğuma kadar kaybolur ve doğumda 2 milyon yumurta hücresi kalır. Ergenlik dönemine girildiğinde ise 400 bin yumurta hücresi kalmıştır. Yumurta hücrelerinin tamamen tükenmesi ise ilerleyen yaşlarda menopoza neden olur.

Erkek bebeklerde ise prostat bezi gelişimini tamamlar. Testisler karın boşluğundan torbalara doğru inmeye başlar.

20 haftanın sonunda artık bebek 300 gramdan daha ağırdır.

 

21-24 hafta (SİZİ DUYUYORUM)

Bebeğin hızlı ve neredeyse geometrik oranda olan büyümesi biraz yavaşlar. Bebeğin başı vücuda göre oransal daha büyük olsa da minyatür bir insan görünümündedir.

Kalp kası daha güçlendiğinden fetusun kalbi, kanı çok daha etkili şekilde pompalamaya başlamıştır.

Bu haftalarda artık bebeğin işitme duyusu tam fonksiyoneldir. Artık sesleri duyabilir ve hatta tepki de verebilir. Gözler artık tamamen gelişmiştir ama iris denilen gözün renkli kısmında pigment (renk veren madde) olmadığından göz rengi belli olmamıştır. Dudaklar iyice belirginleşir ve hatta 4 boyutlu ultrasonda gülümseme hareketleri bile gözlenebilir. Ciltte yağ depolanması devam eder ve karakteristik olarak kırışık görünümdedir.

24. haftadan itibaren bebeğin algılarının önemli bir kısmının geliştiği ve bebeğin uyaranlara refleks değil, bilinçli cevap verdiği yönünde veriler bulunmaktadır.

Bütün organlar gelişimini tamamladığı ve olabilecek anormallikler bu zamana kadar belirginleştiği için anomali taraması amacıyla ultrason yapmak için en uygun dönem bu haftalardır.

Akciğerlerde solunum kanallarındaki dallanma artmıştır ancak “terminal alveoller” denilen kanalların en uçlarındaki oksijen alış verişini sağlayan hava kesecikleri tam gelişemediğinden bu haftada doğan bebek nefes almaya çalışır ancak bir çoğu bunu başaramaz.

20. haftadan sonra olan doğumlar erken ya da preterm doğum olarak adlandırılsa da 24 haftaya kadar doğan bebeklerin yaşama şansı hemen hemen yoktur. Ancak, 24. hafta yaşam sınırıdır ve bu haftadan sonra doğan bebeklerin yaşam şansı olabilir. Bu yaşam şansının gerçekleşebilmesi için bebek doğar doğmaz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yaşamsal fonksiyonların çok iyi şekilde desteklenmesi gerekir. Yine de 24 haftada doğan bebekler için yaşam şansı en iyi merkezlerde bile en fazla %20’dir

24 haftanın sonunda bebek artık 630 gram olmuştur.  

25-28 hafta (YAŞAM SINIRINI GEÇİYORUM)

24. haftadan sonraki her haftada bebeğin doğduğu zaman yaşama şansı iyi bir yaşamsal destek de verildiğinde belirgin olarak artar. Yenidoğana yoğun destek verilebilen merkezlerde 24. haftada %20’ye kadar ulaşabilen yaşama şansı 25. haftada %50 olur. 25 haftadan sonraki her gün yaklaşık %4 artarak 29 haftada %90’lara ulaşabilir.

Ancak, bu haftalarda doğan bebekler yaşatılsa da bunlarda ciddi zihinsel problemler ve spastisite gibi handikaplar olabilir. Örneğin 24. haftada doğan bebekte ciddi bir nörolojik problem olma riski %90 iken 25. haftada %75’e düşer. 26. haftadan sonra bu risk belirgin olarak düşer. Nörolojik problemden kasıt bebekte zihinsel bir problem ya da spastisite olmasıdır.

Bu haftalarda tat duyusu büyük ölçüde gelişir Ayrıca, dişler de gelişir. Cilt altı yağ dokuları olgunlaşmaya devam eder. Cilt kırışık görünümlü, kırmızı renktedir ve verniks ile kaplıdır. Bebeğin akciğerlerinde hava kesecikleri ve damar yapıları oluşmaya başlar. Akciğerler solunum yapabilme kapasitesini kazanmaya başlamıştır.

Bu dönemde bebeğin göz rengi de belirmeye başlar. Gözünü açıp kapama hareketi belirginleşir. Gözler tümüyle işler durumdadır. Kaşları ve kirpikleri oluşmuştur, saçı uzamaya devam etmektedir. Seslere ve diğer uyaranlara verdiği tepkiler de daha fazla anlam kazanır.

27. haftanın sonu 28 haftanın başı gebeliğin yeni bir döneminin 3. trimesterin başlangıcıdır.

28 haftanın sonunda baş popo mesafesi 25 cm’dir ve fetus yaklaşık 1100 gram ağırlığındadır.


29-32 hafta (HERŞEYİN FARKINDAYIM)

Bu haftalarda bağışıklık sistemi gelişmeye başlar. Bebeğinizin cildini kaplayan ve lanugo adı verilen ince tüyler artık yavaş yavaş kaybolmaya başlarken el ve ayak tırnakları yavaş yavaş uzar. Cilt hala kırmızı ve kırışıktır.Göz kapakları düzenli olarak açılıp kapanır. Kan hücresi üretimi gebeliğin erken dönemlerinde karaciğerde yapılırken bu haftalarda kan hücreleri artık erişkindeki yapım yeri olan kemik iliğinde üretilmektedir.

    Öte yandan bebek artık etrafının farkına varmaya başlar. Bu haftalardaki bebek ışık farklarının ayrımındadır.

     Erkek bebeklerde testisler torbaya iniş sürecini tamamlamak üzeredir.

     Cilt altı yağ dokusu gelişmeye devam ettikçe bebeğinizin şeffafmış izlenimi veren cilt rengi kırmızıdan pembeye doğru dönmeye başlar. Bu haftada bebeğinizin hareketleri belirgin olarak artar. Tırnaklar tamamen gelişmiş ve parmak uçlarına kadar uzamıştır.

32. haftanın sonunda fetusun baş-popo mesafesi 28 cm ağırlığı ise ortalama 1800 gramdır. 32. haftadan sonra bebeğin büyüme hızı yavaşlar ancak kilo alımı yine de hızlıdır.


33-36 hafta (HAZIRLIKLARIMI TAMAMLIYORUM)

Bebeğin akciğerleri gelişimini ve olgunlaşmasını artık hemen hemen tamamlamıştır.  Cilt altı yağ dokusu kalınlaşmaya devam eder ve yüzün kırışık görünümü artık kaybolur. Bu haftalarda doğan bebeklerin yaşam şansı artık miadında doğanlardan çok da farklı değildir.

35-36 haftadan sonra doğum sancıları başlasa da erken doğumu önleme için çok fazla çaba gerekmez. Çünkü bu haftalarda doğan bebeklerin tamamına yakını çok fazla sorun oluşmadan yaşabilir.

Bu haftalarda bebek doğum için o ana kadar aldığı pozisyonu artık korur. Bebeklerin %96’sı baş önde gelirken %3’e yakını makat pozisyonundadır. Yan geliş gibi diğer pozisyonlar nadir görülür. Bu haftalarda özellikle ilk gebeliklerde bebeğin başı doğum kanalına yerleşmeye başlar. Bebeğin kafasının yerleşmesi karnın az da olsa küçülmesi ile anlaşılabilir.

Bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı miktarı da azalmaya başlar.

36 haftanın sonunda ortalama baş-popo mesafesi 32 cm ve kilosu 2500 gramdır.

     

37-40 hafta (HAYATA MERHABA)

Artık bebeğiniz her açıdan doğuma hazırdır. Her an bebeğiniz HAYATA MERHABA diyebilir. Bu nedenle bu haftalarda doğum çantasını hazır bulundurmanız önerilir.

Bebek büyüdüğü için rahmi daha fazla doldurur, amniyon sıvısının da nispeten azalmaya başlaması nedeniyle bebek hareketleri azalmış gibi görülür ancak bu doğaldır. Yine de bebek hareketlerinin belirgin azalmış olması bebeğin sıkıntıda olduğunu göstereceğinden bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Bebeğin yanakları ve emme kasları tamamen gelişmiştir ve bebek amniyon sıvısını daha fazla yutmaya başlar. Bu sıvı ile birlikte sindirim sisteminden, cildinden dökülen hücreler “mekonyum” adı verilen dışkıyı oluşturur. Mekonyum koyu yeşil-siyah renkli macun kıvamındadır. Normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24 saatte dışarı atılan mekonyum, bebek herhangi bir nedenle sıkıntıya girmişse anne karnında iken bebek kakasını yapabilir. Bu durum da bebek için akciğerlerine mekonyumun kaçması ve solunum sıkıntısı yaşaması riskini doğurur.

37 haftanın tamamlanmasından önce doğan bebekler miadında doğmuş olarak kabul edilir ancak 36 haftanın üstünde de bebeğin doğduğu zaman akciğerlerinin yeterince gelişmemiş olmasına bağlı risk yaşama şansı artık çok azalmıştır. Bu nedenle, 36 haftadan sonra doğan bebekler prematüre kabul edilmez. Elektif ya da planlı sezaryen yapılması planlanıyorsa 38 haftadan sonra (gerçekten 38 hafta olduğundan emin olunduğu taktirde) artık sakıncalı değildir.

Doğumların 20’si 38 haftadan önce olurken %75’i 38 haftadan sonra olur. Gebelik süresi 40 hafta olarak bilinse de gerçekte ancak bebeklerin %5’i tam 40. haftanın dolduğu günde doğar. Yine de büyük çoğunluk beklenen doğum tarihinin 5 gün öncesi veya 5 gün sonrasında doğar.

Gebeliklerin %5’inde 42 hafta dolmasına rağmen sancılar başlamayabilir. Bu bebekler ciddi şekilde amniyon sıvısının azalması ve buna bağlı fetal sıkıntı riski altındadır. Bu riskler 40 haftadan sonra giderek artar ve 42. haftada maksimum olur. Bu nedenle, 40 haftada hala doğmamakta inat eden bebekler yakından takip edilmeli ve 42 haftada hala doğmamışsa müdahale edilmeli ve doğurtulmalıdır.

 

İŞTE HAYAT!!!

Ve işte bebeğin anne rahminde geçirdiği yaklaşık 40 haftalık hayata hazırlık dönemi bitmiştir. O ana kadar hareketleri ile size içinizde varlığını sürekli hissettiren ve doktorunuzun size ultrason aracılığıyla indirekt olarak gösterdiği bebeğiniz canıyla kanıyla karşınızdadır ve artık sizin hayatınız içinde resmen yer almaya başlamıştır. O da artık sizin ailenizin bir parçası ve kendi başına bir bireydir. 40 hafta süren uzun bir yolculuğu bitirmiş ama hayat denen çok daha zorlu yeni bir yolculuğa başlamıştır.

Yolu ve bahtı açık olsun……

                       

Akademik Yayınlarım

Uluslararası  dergilerde yayımlanan makaleler :
  1. Göl K,Gürsoy R, Karabacak O, Yıldırım M, “The effects of 3-day clomiphene citrate treatment on endocrine and ovulatory responses”, Gynecol Endocrinol, 10 (3), 171-176 (1996).
  2. Yıldız A, Şahin İ, Göl K, Taner Z, Ulutürk A, Biberoğlu K, “Bone loss rate in the lumbar spine; a comparison between natural and surgically induced menopause”, Int J Gynaecol Obstet, 55 (2), 153-159 (1996).
  3. Saraçoğlu F, Göl K, Şahin İ, Türkkanı B, Atalay C, Öztopçu C, “Treatment of bacterial vaginosis with oral or vaginal ornidazole, secnidazole and metronidazole”, Int J Gynaecol Obstet, 62 (1), 59-61 (1998).
  4. Saraçoğlu F, Göl K, Şahin İ, Türkkanı B, Öztopçu C, “The predictive value of fetal acoustic stimolation”, J Perinatol, 19 (2), 113-118 (1999).
  5. Saraçoğlu F, Şahin İ, Eser E, Göl K, Türkkanı B, “Nucleated red blood cells as a marker in acute and chronic fetal asphyxia”, Int J Gynaecol Obstet, 71 (2), 113-118 (2000). Read More »

Kadın Hastalıkları ile İlgili Genel Bilgiler

Hiçbir şikayetim yok, yine de jinekologa görünmem gerekir mi? Cinsel olarak aktif her kadının hiçbir jinekolojik (kadın hastalığı) yakınması olmasa da düzenli olarak yılda en az bir kez jinekolojik muayeneden geçmesi gereklidir. Hatta genç kızların bile en azından, genital (cinsiyet) organlarının gelişimi ve Read More »

Hakkımda

  •  İstanbul 1965 doğumluyum. Devlet memuru müfettiş bir baba ile evhanımı işletmeci bir annenin dört oğlundan biriyim. İlköğrenimimi Ankara Ulubatlı Hasan İlkokulu’nda tamamladım. 1983 yılında Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nden mezun oldum.
  • Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1989 yılında derece ile mezun olarak  “Tıp Doktoru”  oldum. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’nda uzmanlık eğitimime başladım ve 1994 yılında “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı” oldum
  • Kasım 1994 de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak mecburi hizmetimi yapmak üzere Hasköy 18 Nolu AÇSAP Merkezi’nde çalıştım. 1996 yılında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atandım.
  • 1996 yılında Doç. Dr. İzzet ŞAHİN ve Uz. Dr Alev GÖL ile birlikte “BAŞAK Kadın Sağlığı Merkezi” ni kurdum.
  • 2000 yılında Ankara Zübeyde Hanım Doğumevi ‘ ne atandım. Ankara Zübeyde Hanım Doğumevinde “menopoz ünitesi” ni kurdum.
  • 2004 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Doçenti ünvanına hak kazandım.
  • 2006 yılında devlet memurluğundan istifa ettim. Ankara Özel Ada Hastanesi’nin kuruluş ve personel eğitimlerinde aktif görev aldım. adın Hastalıkları ve Doğum Bölümü ve Yataklı Servisler Direktörü olarak çalıştım
  • 2008-2009 yılları arasında Bayındır Kavaklıdere Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalıştım.
  • 1995 – 2011 yılları arasında Tıpta Uzmanlık Sınavı hazırlık programlarında (TUSDATA dersanesi) eğitmen olarak Kadın Hastalıkları ve Doğum dersleri verdim.
  • Çalıştığım kurumlarda ve TUS Hazırlık programlarında hekimlere ve yardımcı sağlık personeline “motivasyon”, “iletişim becerileri”, takım çalışması”, “çatışma çözümleri” ve “zaman yönetimi” ile ilgili çok sayıda seminerler verdim.
  • Ayrıca 1996 yılından beri muayenehanemde serbest hekimlik yapmaktayım.
Mesleki ve kişisel gelişimim için, aşağıdaki eğitim programlarına katıldım;
  1.  Neonatal Resusitasyon Programı (NRP) Eğitmen Sertifikası
  2. VISUS 4 Boyutlu Ultrasonografi ve Obstetrik Doppler Kursu (Viyana, Haziran 2006)
  3.  Nörolinguistik Programming (NLP) Master practitioner (Tamer Dövücü)
  4.  Reiki Master Programı
  5.  İletişim Becerileri, Çatışma Çözümleri Programı (Atölye Tempo)
Özellikle fotoğrafçılık, caz müzik (etnik caz), spor yapmak, doğa yürüyüşleri, okumak (tarihi roman, sosyoloji, felsefe) ve yazmak (deneme) vazgeçemediğim kendime özel hobilerim. Mesleğimden ve hobilerimden vakit buldukça da klarnet ve gitar çalmaya çalışıyorum. Dostlarım hala dinleme sabrını gösterebiliyorlar.
Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında özellikle ilgilendiğim alanlar ise
  1. Yüksek riskli gebelikler
  2. 4 boyutlu ultrasonografi, anomali taraması
  3. Üreme endokrinolojisi
  4. Polkistik over sendromu
  5. Menopoz
  6. Kolposkopi dir.
TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) hazırlanan hekimlere yardımcı olabilmek amacıyla “UTS Kadın Hastalıkları ve Doğum”          ( Doç.Dr.Kemal GÖL, 6. Baskı, Atlas Yayıncılık, 2006) ve “UTS Kadın Hastalıkları ve Doğum Soruları”, (Doç.Dr.Kemal GÖL, 4. Baskı , Atlas Yayıncılık, 2006) kitaplarını yazdım. “Yüksek Riskli Gebelerde Tanı ve Tedavi Protokolleri” kitabının çeviri editörlüğünü yaptım. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına yönelik olarak da 2012 yılında “YDUS Kadın Hastalıkları ve Doğum” ( Doç.Dr.Kemal GÖL, Klinisyen Tıp Kitapevleri,1. Baskı, 2012) kitabını yazdım.

Her zaman yaşamı birlikte kucakladığım Alev GÖL ile evliyim ve babası olmaktan her zaman gurur duyduğumuz bir kızımız var.

Adresimiz

Uğur Mumcu cad. 17/2 Gaziosmanpaşa /ANKARA
Tel : 0 (312) 447 77 97 0 (312) 437 41 62 Faks: 0 (312) 446 35 32
 

Doğum Sonrası Öneriler

Sayın Anne,  
Doğumunuzu yapmak için kliniğimizi tercih ettiğiniz ve bizlere güvendiğiniz için teşekkür ederiz.
Aşağıda, doğumdan sonra ve kliniğimizden taburcu olduğunuzda kullanacağınız ilaçlar, doğum sonrası  dönemi en sağlıklı şekilde geçirmenizi sağlayacak öneriler ve dikkat etmeniz gereken hususlar yer almaktadır.
Read More »

Anne Hakları Bildirgesi

24 EYLÜL 2001, BARSELONA, İSPANYA

  1. Annelik hür seçim olmalıdır. Her kadın çocuk sahibi olma, doğum sıklığını saptama ve sahip olmak istediği çocuk sayısını belirleme hakkına sahiptir. Etkili korunma yöntemleri her kadına ulaştırılabilmelidir.
  2. Her kadının üreme sağlığı, gebelik, doğum ve yenidoğan bakımı konusunda yeterli eğitim ve bilgi alma hakkı vardır. Sağlık kuruluşları ve uzmanlar, anne ve eşine bu eğitimi vermek, doğum öncesi bakımın bir parçası olarak eşlerin hazırlık kurslarına katılmalarını özendirmek zorundadırlar.
  3. Her kadın dünyadaki tüm ülkelerin hükümetleri tarafından doğru yönlendirme ve gereksiz risklerden uzak bir gebelik garantisi verilme hakkına sahiptir. Tüm kadınların gebelikte yeterli sağlık hizmetleri ve koruyucu önlemlerden yararlanma hakkı vardır. Gebelikte sağlık hizmetleri kaliteli ve yeterli kaynağa sahip olmalıdırlar. Obstetrik bakımın sınırı yoktur. Obstetrik bakımın kültür ve inançlara bağlı olarak çeşitlilik gösterdiği akılda tutulmalıdır.
  4. Her kadın gebelik ve doğumda uygulanabilecek teknolojik girişimler ve gelişmeler hakkında yeterli bilgi alma ve en güvenli uygun işleme ulaşma hakkına sahiptir. Her kadının uygulanabilir perinatal tanı işlemleri hakkında yeterli bilgi edinme hakkı vardır. Kadın, bu işlemler hakkında karar vermede bağımsız olmalıdır.
  5. Her kadın gebelikte yeterli beslenme hakkına sahiptir. Kadının beslenmesi, çocuğunun gelişimi ve kendi sağlığı için gerekli tüm besinleri alabilmesini sağlamalıdır.
  6. Çalışan kadınlar gebelik sırasında veya gebelik nedeniyle işten çıkarılmama hakkına sahiptirler. İşinin devamlılığı gebelik nedeniyle ayrı yapılmaksızın her kadına garanti edilmelidir. Annelik hakları, gebelik izinleri ve çalışma düzenine adaptasyonu kapsayacak şekilde, maaş miktarını etkilemeksizin ve iş kaybı olmaksızın, hükümetlerin iş yasaları ile korunmalıdır. Anne çalışma saatleri içinde emzirme hakkına sahiptir.
  7. Her kadın gebeliğine gönüllü son verme nedeniyle ayrım, cezalandırma ve sosyal dışlanma ile karşılaşmama hakkına sahiptir.
  8. Annelik hakları sosyal yapı ile sınırlandırılamaz. Annelik hakları tek ebeveynli aile ile iki ebeveynli annede aynıdır.
  9. Her anne karar verilmesi gerekli durumlarda ve üreme işlemleri sırasında baba ile sorumlulukları paylaşmak hakkına sahiptir. Baba, annenin düşüncelerine saygı duyma sorumluluğunu taşır. Annelik açısından her kadının eşi tarafından zorlanmama hakkı vardır. Üreme ile ilgili kararlar kadın ve erkek tarafından eşitlik ilkesi ve ortak sorumluluk ile alınmalıdır.
  10. Her kadın emzirmenin faydaları ve doğumdan hemen sonra emzirmeye başlamanın yararları konusunda bilgilendirilme hakkına sahiptir. Ancak, her kadının sosyal-kültürel önyargı olmaksızın laktasyon biçimine bağımsız karar verme hakkı vardır.
  11. Her kadın kendisini ve fetüsü etkileyecek (tanı ve tedavi amaçlı) karar mekanizmasında yer alma hakkına sahiptir. Her karar bağımsız alınmalı ve anne adayı konu hakkında bilgilendirilmiş olmalıdır.
  12. Kurumlarda doğum yapan kadınlar kendileri için kültürel önemi olan giyim (kendisinin ve bebeğin), yiyecek, plasentanın akıbeti ve diğer uygulamalar ile konularda karar verme hakkına sahiptirler. Her kadın hastanede kaldığı sürece bebeği ile birlikte olma hakkına sahiptir.
  13. İlaç bağımlılığı, AIDS veya diğer medikal veya sosyal problemler nedeniyle toplumdan dışlanabilecek olan gebeler özel sağlık programlarından yararlanma hakkına sahiptirler. Göçmen kadınlar da ülke vatandaşı olan kadınlarla aynı haklara sahiptirler.
  14. Her kadının sağlık çalışanlarının samimiyetine inanma ve sağlık çalışanlarından hastanın gizlilik hakkına saygı duymasını beklemeye hakkı vardır.

Kaynak eksikliği, kadınların ve toplumun üreme sağlığını yerine getirmemede sağlık çalışanları olan bizler tarafından bir mazeret olarak kabul edilemez.

 
 
 

Danışma Hattı

  • Uğur Mumcu cad. 17/2 Gaziosmanpaşa / ANKARA.
  • 0 (312) 447 77 97
  • 0 (312) 437 41 62
  • 0 (312) 446 35 32

UYARI

Bu sitede yer alan tıbbi bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Özel durumlarınız ve sorularınız için İletişim linkinden formu doldurunuz.