Genital Kanser Öncüsü Lezyonlar

GENİTAL  KANSER ÖNCÜSÜ LEZYONLAR

Kanserlerin bir kısmı ani gelişim göstermez. Henüz klinik olarak saptanabilir kanser boyutlarına gelmeden ya da kanser olarak değerlendirilmeye başlamadan önce mikroskobik yani hücresel düzeyde birtakım atipik değişiklikler olur. Bunlar, zamanında müdahale edilmezse ileride kansere dönüşme olasılığı bulunan değişikliklerdir. Bu nedenle, bu tür kanser öncesi lezyonların tespiti ve tedavisi önemlidir. Çünkü henüz kanserleşme olmadığından kesin tedavileri mümkün olur.

Genital organlarda yumurtalık hariç tüm organların bu şekilde kanser öncesi (prekanseröz) lezyonları vardır. Endometriyal hiperplazi (rahim iç zarının kalınlaşması) ayrıca rahim ağzı (serviks), vajen ve vulvanın intraepitelyal neoplazileri (epitel tabakasını aşmamış prekanseröz lezyonlar) genital organların kanser öncüsü lezyonlarıdır.

Endometriyal Hiperplazi

Endometriyum ya da rahim iç zarı her adet siklusu sırasında yenilenen ve adet kanaması ile birlikte atılan ve ayrıca gebelik oluştuğunda yerleştiği kısımdır. Estrojen etkisinde yenilenen bu doku zaman zaman aşırı estrojen etkisiyle hücrelerde normalden fazla gelişme ve dokuda kalınlaşma izlenir. Bu kalınlaşma “endometriyal hiperplazi” olarak adlandırılır.

Endometriyal hiperplazinin bilinen en önemli tek başına estrojen hormonuna maruz kalmadır. Bu estrojenin vücutta aşırı üretilmesi şeklinde de olabilir, dışarıdan verilmesi şeklinde de olabilir.

Endometriyal hiperplazi çoğunlukla kendisini anormal rahim kanamaları ile gösterir. Bazen de tesadüfen yapılan ultrason muayeneleri sırasında kalınlaşma saptanabilir. Kesin tanı biyopsi ile konulur. Bu şekilde anormal ve düzensiz kanaması olanlarda ve ultrasonda rahim iç zarının normalde kalın bulunduğu olgularda rahim duvarında biyopsi alınmalıdır (tanısal küretaj).

Endometriyal hiperplazi 2 ana grupta değerlendirilir. Hücrelerde atipik değişiklikler bulunanlar ve bulunmayanlar. Hücrelerde atipik değişiklikler bulunan endometriyal hiperplazi gerçek kanser öncüsü lezyondur. Genç, ailesini tamamlamamış hastalarda öncelikle ilaçla tedavi denenebilirse de daha ileri yaşlardaki kadınlarda ve ilaçla tedaviye cevap alınamayan olgularda çoğu zaman cerrahi yani rahimin alınması gerekebilir. Atipik değişiklikler bulunmayan endometriyal hiperplazi ise genellikle ilaç tedavisine cevap verir. Ancak, ileri yaşlarda tedaviye dirençli olgularda ve menopoz sonrası rastlandığında rahmin alınmasına gerek duyulur.

Serviks (Rahim ağzı) İntraepitelyal Neoplazileri (CIN)

Hücrelerdeki atipik değişiklikler sadece yüzeyel tabakada (epitel ismi verilen dış tabakada) ise derin tabakalara doğru ilerlememişse lezyon kanser davranışı göstermez. Ancak, tedavi edilmedikleri taktirde kansere dönüşme olasılıkları vardır. Bu tür olgularda genellikle basit cerrahi operasyonlar veya anormal hücreleri yok edecek yakma, dondurma ve lazer gibi tedaviler yeterli olurlar. Kanserde olduğu gibi geniş operasyon, sonrasında ve öncesinde kemoterapi ya da radyoterapi gibi girişimlerin yapılmasına gerek yoktur.

Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) ve serviks kanseri oluşumu hormonlarla değil daha çok cinsel aktivite ile ilgilidir. Erken yaşta cinsel ilişkisi olanlarda, birden fazla partneri olanlarda, fazla sayıda doğum yapanlarda, sosyoekonomik düzeyi düşük olanlarda daha sıktır.

Rahim ağzı kanseri genel olarak cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Etken sıklıkla HPV virüsüdür. Bu nedenle günümüzde cinsel aktif tüm kadınların (özellikle 45 yaş altı) HPV aşısnı olmaları önerilmektedir.

CIN genellikle bulgu vermez. Çoğunlukla rutin smear tetkikleri sırasında saptanır. Bu durum, rutin smear testi alınmasının önemini ortaya bir kez daha vurgulamaktadır.

CIN olguları, atipik hücrelerin yaygınlık derecesine göre CIN 1, CIN 2 ve

CIN 3 olarak sınıflandırılır. CIN 1 ve CIN 2 olgularında yakma, dondurma, lokal çıkarma gibi basit yaklaşımlar yeterli olabilir. Hatta hiç birşey sadece gözlenen bir kısım olgu kendi kendine gerileyebilir. Bazen CIN ile birlikte başka jinekolojik rahatsızlıkların bulunması, hastanın takip programına uymayacağından şüphelenilmesi ve ileri yaş gibi durumlarda CIN 1 ve 2 olgularında da ameliyat önerilebilir.

CIN 3 olgularının kansere dönüşüm potansiyeli daha fazla olduğundan bunlarda daha agresif cerrahi yaklaşım (rahim ağzının koni şeklinde çıkarılması, rahimin serviksle birlikte total alınması gibi) gerekebilir.

 Vajinal ve Vulvar İntraepitelyal Neoplaziler

CIN olgularına göre çok daha nadirdir ve genellikle CIN olguları ile eş zamanlı olarak görülürler. Bu nedenle, CIN saptanan olgularda vajen ve vulvanın incelemesi ya da tersine vajen veya vulvada lezyon saptanan olguların CIN açısından değerlendirilmesi gerekir.

 
 
 

Danışma Hattı

  • Uğur Mumcu cad. 17/2 Gaziosmanpaşa / ANKARA.
  • 0 (312) 447 77 97
  • 0 (312) 437 41 62
  • 0 (312) 446 35 32

UYARI

Bu sitede yer alan tıbbi bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Özel durumlarınız ve sorularınız için İletişim linkinden formu doldurunuz.